Pekbay’dan Yatırım Değerlendirmesi

MŞÜ ‘Gravür Çalıştayı’na Hazırlanıyor

BARAJLAR TÖRENLE AÇILDI

Sahte ‘Galericiler’ Adliyeye Sevk Edildi

MUŞ’TA YARALI KUŞLAR TEDAVİ ALTINA ALINDI

Memur-Sen, Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıkladı

ÇOCUK EVLENMELERİNDE MUŞ

“TÜTÜN DAİRE BAŞKANLIĞI KURULSUN”

Tütün Üreticisi Vergi İndiriminde Diretiyor

Girişimcilik Kursları Devam Ediyor

Girişimcilik Kurslarına Başvurular Yarın Sona Eriyor

Yurtçim İhracat Rakamlarını Yükseltti

Ekonomide Van ın Önündeyiz

Muş Artık İhracat Yapan İller Arasındadır

HABERİMİZ HAREKETE GEÇİRDİ

Fedakar Öğretmen

Bayan Öğretmene Çirkin Saldırı

Enerjisi Bitmiyor

Öğrencilere Satranç Öğrettiler

Yurtçim Yine Birinci

Suriye deki Kan Davası Muş a Taşındı


Pekbay’dan Yatırım Değerlendirmesi

MŞÜ ‘Gravür Çalıştayı’na Hazırlanıyor

BARAJLAR TÖRENLE AÇILDI

Sahte ‘Galericiler’ Adliyeye Sevk Edildi

MUŞ’TA YARALI KUŞLAR TEDAVİ ALTINA ALINDI

Memur-Sen, Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıkladı

ÇOCUK EVLENMELERİNDE MUŞ

?DEPREME EN KÖTÜ SENARYOLARI DÜŞÜNEREK HAZIR OLMAYIZ?

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. İskender Dölek, en son 5,8´lik Marmara Deniz´inde meydana gelen depremle ilgili bir değerlendirmede bulunarak, vatandaşların depreme en kötü senaryoları düşünerek dep

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Öğretim Üyesi ve Afet Yönetim, Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Dr. İskender Dölek,  ülkemizde ve ilimizde meydana gelen ve gelebilecek depremlerle ilgili bir değerlendirmede bulundu. Vatandaşların her an depreme hazırlıklı olması gerektiğinin altını çizen Dr. Dölek, Marmara´da neden deprem olduğundan ziyade yapılması gereken en önemli şeyin depreme en kötü senaryoları düşünerek hazırlıklı olmak gerektiğini ifade etti. Dölek: ?Bu sadece birkaç güne özgü değil. Belki 50 yıl belki 100 yıl sonrada yine gerçekleşecek bir durum. Burada Marmara´da neden deprem olduğundan ziyade yapmamız gereken en önemli şey depreme en kötü senaryoları düşünerek hazır olmak. Eğer hala endişe ediyorsak bunun bize öğrettiği şey geçen süreyi çok iyi değerlendirmediğimiz yönündedir. Marmara´da deprem olmasının boyutları çok ağır olur. Çünkü Marmara bölgesi tek başına Türkiye´de ekonomik rakamların yüzde ellilik bir kısmını karşılayan bir yapıya sahip. 1999 depreminden sonra yaşadığımız 2001 krizinin perde arkasında görünmeyen etkilerinden bir tanesi Marmara´da yaşanan deprem, ertelenen vergiler olmuş ve bunlar ciddi anlamda sıkıntılar yaşatmış? ifadelerini kullandı.

?Türkiye´nin Çok Az Yerinde Deprem Olma Riski Düşüktür?

Türkiye´nin çok az yerinde deprem olma riskinin düşük olduğunu ve ülke topraklarının yüzde 90´ından fazlasının birinci derece deprem bölgesinde olduğunu işaret eden Dr. Dölek: ?Sadece Marmara bölgesi değil Türkiye topraklarının yüzde 90´ından fazlası birinci derecede eski ifadeyle belirtirsek deprem bölgesi. Türkiye´nin çok az yerinde deprem olma riski düşüktür ama bunun dışında kalan topraklarımızın büyük bir bölümünde özellikle Anadolu´nun büyük bir bölümü deprem riskinin yüksek olduğu bir yerdir. Bu her an için özellikle son ivme değerleri hesaplandığı zaman her an deprem olacakmış gibi. Çünkü burada depremi meydana getiren Arap ve Avrasya levhaları hareketi devam ediyor. Bu binlerce, milyonlarca sene boyunca sürecek bir hareket. Bu aktivite devam ettiği sürece deprem riski ülkemiz için kaçınılmaz? diye belirtti.

?Varto ve Çevresinde Depremle Alakalı Çalışmaların Desteklenmesi Gerekiyor?

Varto ve çevresinde depremle ilgili yapılan çalışmaların desteklenmesi gerektiğini belirten Dr. Dölek, 1966 yılında Varto´da meydana gelen depremin ardından fayın kırılmadığıyla hatırlatarak, bununla ilgili bilgilere ve bulgulara ulaştıklarını kaydetti. Dölek:  ?Muş´ta birinci derece de Türkiye´de önemli deprem riskinin yüksek olduğu yerlerden biri. Burada son dönemde yapılan çalışmada şöyle bir gerçek ortaya çıktı. Bu Muş´la ilgili endişelerimizi de artırıyor. Özellikle Varto ve çevresinde o bölgede belli bir derinlikte ki fayların kırılma olasılıkları üzerine yaptığımız çalışmada Muş, Varto ve Mercimekkale tarafından Karlıova´ya doğru enerji birikiminin yüksek olduğunu tespit etmiştik. Bunun dışında 1966 Varto depremi olarak bilinen veya üstü kıran depremi olarak bilinen depremle de fayın kırılmadığıyla ilgili bulgular var. Bu çalışmalar teyit edildiği takdirde fay kırılmamışsa Muş´ta özellikle Varto´da sürenin dolduğu buna bağlı olarak da burada riskin arttığı şeklinde bir yorumda yapılabilir. Biran önce çalışmaların Varto ve çevresinde depremle alakalı çalışmaların desteklenmesi gerekiyor, zeminle ilgili çalışmalara yoğunlaşması gerekiyor, bina stoklarının gözden geçirilmesi gerekiyor, afet planlarını revize edilmesi gerekiyor. Bununla alakalı yapılacak müdahale ve diğer planların hepsinin ciddi anlamda revize edilmesi gerekmekte. Genel yapı, genel kanaat şudur; yüksek katlı binaların esneme özelliği veya deprem şiddetini arttırıcı bir özelliği var. Özellikle deprem bölgelerinde çok katlı binalar yerine daha az katlı ve sağlam zeminlerde binaların inşa edilmesi, burada yapılacak bütün binalarda mühendislik hizmetleri, bilim ne diyorsa onların dikkate alınarak yapılaşmaya geçilmesi önemlidir. Burada bilinmeyen bir şey yok. Bilim bunları zaten ortaya koyuyor, gereken şeyleri söylüyor. O zaman bilimin söylediği, mühendislik biliminin söylemiş olduğu minvalde deprem riskinin yüksek olduğu yerlerde buna uygun bir şekilde hareket edilmesi önemlidir? sözlerini kullandı.

Dr. Dölek 5,8´lik Marmara Depremini Değerlendirdi

5,8´lik Marmara Deniz´inde meydana gelen depremle ilgili bir açıklamada bulunan Dr. Dölek: ?Özelikle Marmara depreminde 5.8 bir depremden sonra hasarlı binaların olması anormal bir durumdur. Çünkü deprem mühendisliği içerisinde 6´dan büyük depremlerde ancak binalarda çatlakların olabileceği, yıkımların olabileceği ifade edilirken 5.8 şiddetindeki bir depremde yıkımların meydana gelmesi, binaların oturulacak duruma gelmeyişi endişe verici bir durum. Bunun içinde kentsel dönüşümle birlikte yapılması gereken şeylerin hızlandırılması gerekiyor. Afet yönetimini sadece doğal afet, afetlerin yönetimi şeklinde değil bunu aynı zamanda ekonomik bir problem olarak görüp, ekonomik bir sıkıntı olarak değerlendirmek lazım. Çünkü afetler çok boyutlu olaylar olarak dikkate alınması gereken önemli hususlar? diye belirtti.