Pekbay’dan Yatırım Değerlendirmesi

MŞÜ ‘Gravür Çalıştayı’na Hazırlanıyor

BARAJLAR TÖRENLE AÇILDI

Sahte ‘Galericiler’ Adliyeye Sevk Edildi

MUŞ’TA YARALI KUŞLAR TEDAVİ ALTINA ALINDI

Memur-Sen, Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıkladı

ÇOCUK EVLENMELERİNDE MUŞ

“TÜTÜN DAİRE BAŞKANLIĞI KURULSUN”

Tütün Üreticisi Vergi İndiriminde Diretiyor

Girişimcilik Kursları Devam Ediyor

Girişimcilik Kurslarına Başvurular Yarın Sona Eriyor

Yurtçim İhracat Rakamlarını Yükseltti

Ekonomide Van ın Önündeyiz

Muş Artık İhracat Yapan İller Arasındadır

HABERİMİZ HAREKETE GEÇİRDİ

Fedakar Öğretmen

Bayan Öğretmene Çirkin Saldırı

Enerjisi Bitmiyor

Öğrencilere Satranç Öğrettiler

Yurtçim Yine Birinci

Suriye deki Kan Davası Muş a Taşındı


Pekbay’dan Yatırım Değerlendirmesi

MŞÜ ‘Gravür Çalıştayı’na Hazırlanıyor

BARAJLAR TÖRENLE AÇILDI

Sahte ‘Galericiler’ Adliyeye Sevk Edildi

MUŞ’TA YARALI KUŞLAR TEDAVİ ALTINA ALINDI

Memur-Sen, Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıkladı

ÇOCUK EVLENMELERİNDE MUŞ

?İNSAN HAKLARI MUTLAKTIR, DEVREDİLEMEZ, VAZGEÇİLEMEZ?

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle bir açıklamada bulunan Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, insan haklarının mutlak, devredilemez, vazgeçilemez ve pazarlık konusu dahi yapılamayacağını ifade etti.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir değerlendirmede bulundu. Her insanın, insan olarak yaratılmış olması hasebiyle doğuştan bazı haklara ve hürriyetlere sahip olduğunu vurgulayan Çağlayan, konuyla ilgili şunları söyledi: ?Bu haklar mutlaktır, devredilemez, vazgeçilemez, pazarlık konusu yapılamazlar. Bu hakları garanti altına almak, azınlıkta olanların haklarının çoğunluk tarafından, zayıf olanların haklarının güçlü olanlar tarafından ortadan kaldırılmasına veya çiğnenmesine mani olmak İslami bir görev olmakla beraber, aynı zamanda insani bir görevdir. Meşru ve zaruri durumlarda özüne dokunmamak kaydıyla durumun gereklerine göre ve sınırlama amacıyla orantılı olacak şekilde ancak kanun ile ve geçici olarak sınırlandırılabilir. Bu hakların içerisinde din (inanç) emniyeti, hayat hakkı (can emniyeti), mal emniyeti, neslin emniyeti, aklın emniyeti vardır. Bu hakların özüne dokunulamaz, ortadan kaldırılması veya büyük oranda sınırlandırılması yönünde kanun çıkarılamaz. İnsanın en belirgin ve ayırıcı özelliği akıl ve aklın ürünü olan düşüncedir. İnsanlar aklî melekeleri ile diğer varlıklardan ayrılırlar. Aklın, işlevini yerine getirebilmesi için düşünce özgürlüğünün olması gerekir. Düşüncenin önünü tıkamak, insanlığa yapılacak en büyük haksızlık ve insanın fıtratına zulümdür? dedi.

?İnanç ve İbadet Hürriyeti Kısıtlanamaz?

İnsanların İnanç ve ibadet hürriyetinin kısıtlanamayacağını belirten Çağlayan: ?İnsan fıtratına ve yaratılışa aykırı sapık inançlar dışında, her insan istediği dine tabi olma ve inandığı dinin gerekliklerine yerine getirmede serbest olmalıdır. Bir devlet, sisteminin gereği olarak dikmiş olduğu gömleği, başka inançlara sahip olan insanlara zorla giydiremez. Bu yapıldığı takdirde vatandaşın devlete olan güveni sarsılır, o toplumda adalet, huzur ve barıştan söz edilemez. Hiç kimsenin, kişinin inandığı dine göre yaşama, dinini kendisince muteber gördüğü kişilerden öğrenme, çocuklarına kendi dininin eğitimini verme ve inancına aykırı bir fiile zorlamamaya hakkı yoktur. Aynı zamanda dili, ırkı, cinsiyeti, dini ne olursa olsun herkes eğitim ve kendini geliştirme hakkına da sahip olmalıdır. Hiç kimse dili, ırkı, cinsiyeti, dini veya kılık kıyafeti nedeniyle bu haktan mahrum edilememelidir. Çocukların dini eğitimi, velilerinin istediği şekilde verilmelidir. Hiçbir çocuğa ebeveyninin istemediği bir din eğitimi verilemez. Hiçbir ebeveynin, çocuğuna dini eğitim verme hakkı da engellenemez. Seküler bakış açısına göre: ?Yapılan iş veya hareketin hukuken doğru olması yeterlidir; ahlaken yanlış veya din tarafından haram kılınmış olmasının bir önemi yoktur? anlayışının İslam toplumunda kabul edilebilir bir yönü yoktur. Çünkü yürürlükte olan hukuk düzeni bize ait değildir. İslam toplumuna yön verecek olan hukuk sistemi yerli, yani İslami olmalıdır. Dile getirdiğimiz noktalarda, emperyalist ülkelerin özellikle İslam coğrafyalarına yönelik işgalleri sonucu, Müslümanlar üzerinde oluşturmuş oldukları kültürel, maddi ve manevi tahribatların boyutu,  Avrupa´nın, insan haklarına! Ne derece riayet ettiklerini bütün çıplaklığıyla ortaya konyaktadır.  Bu insan hakkı ihlallerinin Irak, Suriye, Miyammar, Doğu Türkistan, Filistin ve ismini sayabileceğimiz daha birçok İslam ülkesi ve başka başka ülkelerdeki halklar ve coğrafyalar üzerindeki etkilerini görmekteyiz. Enperyal güçlerin fiziki ve fiili saldırılarına uğrayan her milletin, karşı karşıya kaldığı sonucu bugün bizzat müşahede etmekteyiz. Yaşadığımız ülkede de, hayatın birçok alanında (aile kurumunda, eğitimde, ekonomide, hukukta?vs) bu tahribatların izlerini görüyor, olumsuz etkilerini bizzat hissediyor ve yaşıyoruz? diye belirtti.

?İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde 30 Madde Var?

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde 30 maddenin yer aldığını hatırlatan Çağlayan: ?İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde tüm dünya halklarının istifadesine sunulan! 30 madde vardır. İslam ülkeleri ve Müslüman haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde mevcut olan 30 maddenin kaçından yararlanamamaktadır? Bakmak lazım. Bu noktada olaya bakıldığında, İslam coğrafyaları ve Müslüman halklar için pek faydası olmayan bu beyannamenin uygulamalarının ne derecede adil olduğu da gözler önündedir. Yaşanılabilir bir dünyanın yeniden inşası için; (insan fıtratına aykırı davranışların dışında) her insanın özgürce yaşayabileceği bir dünyanın inşasının adresinin İslam hukuku olduğuna inanıyoruz. Medine vesikası ve Peygamber Efendimiz (sav)´in Veda Hutbesi bunu net bir şekilde ortaya koymuş, uygulamalarda da selametin ancak İslam´da olduğunu ispatlamıştır? ifadelerine yer verdi.