Birey Eğitim Kurumları Eğitim Koordinatörü Ömer Rahmi Arıcı


ÇOCUĞUN ARZU ETME HAKKINI ELİNDEN ALMAYIN


Çocuk bizden bir talepte bulunduğunda (örneğin bir oyuncak) o talebini ne kadar çabuk yerine getirirsek, onu arzulama süresini, o şeyle yapmak istedikleriyle ilgili hayal kurmasını o kadar kısıtlamış oluyoruz. Halbuki bir şeyin arzulanması ile karşılanması arasındaki ?makul zaman dilimi? çocuk için çok önemlidir. Çünkü çocuk bu zaman diliminde, beklemeyi, sabretmeyi öğrenirken o şeye kavuşacağı ana dair yoğun duygular biriktirir. Böyle bir zaman diliminin yokluğu, çocuktaki sabırsızlığın ve doyumsuzluğun en önemli nedenlerinden biri olarak çıkar karşımıza. Şimdi sizden, çocukluğunuzda çok istediğiniz halde alın(a)mayan bir şey düşünmenizi istiyorum. (Benimki uzaktan kumandalı büyük bir arabaydı.) Bu şey büyük ihtimalle hala sizin gözünüzde farklı bir yere sahiptir. Çünkü o, uzun bir süre hayallerinizi süslemiş, dünyanızı doldurmuş, rüyalarınıza bile girmiştir.

Bununla ilgili olarak bir arkadaşıma ait bir çocukluk anısını paylaşmak istiyorum. Mahallelerindeki oyuncakçıda çok arzuladığı büyük ve pahalı bir oyuncağı ailesinden istediğinde, annesi para biriktirerek alabileceğini söylemiş ona. Uzun bir süre heyecanla para biriktirip oyuncağına kavuşacağı günü beklerken (bilirsiniz bu duyguyu) durumdan haberdar olan babaannenin bu oyuncağı emekli aylığıyla alıp ona vermesiyle tüm heyecanının ve hevesinin bir anda kaybolduğunu ve oyuncağı eskisi gibi istemediğini fark etmiş acıyla. Hikayeyi dinledikten sonra ?Biz arzulanana değil, arzulamanın kendisine âşığızdır? diyen Nietzsche´ye bir kez daha hak verdim ister istemez.

Ne Yapmalı?

Her şeyden önce çocuğumuza ?makul? kavramını öğreterek işe başlamalıyız. Çocukta talep etme durumu ilk başladığında (üç ve dört yaş) ona öğreteceğimiz ilk kelimelerden biri ?makul? kelimesi olmalı. Çocuğa makul olan ve olmayan davranışlarla ilgili örnekler verilmeli. Benzer şekilde makul olan-olmayan isteklerle ilgili de (buna kendi isteklerinizi de katın) örnekler vererek çocuğun bunlarla ilgili içgörü kazanmasına yardımcı olunmalıdır. Hatta bazen ondan, makul olmayan bir istekte bulunarak (çocuğun yaşına ve aile imkanlarına göre değişir bu) makul olmayan bu isteklerin karşılanmasındaki zorluğu görmesini de sağlayabilirsiniz (tabii sonrasında bu isteğinizin aslında makul bir istek olmadığını anlatmayı ihmal etmeden). Bu yolla empati duygusu geliştirmesine de fırsat vermiş olursunuz.

Sevinç anlarını salt maddi nesneler (yeni bir oyuncak vb.) üzerinden yaşaması, sosyal bir varlık olan çocuk için bir noktadan sonra eksiklik duygusuna yol açabilir. Özellikle yoğun çalışan ebeveynlerin, çocuğa vakit ayıramamanın suçluluğunu, onu pahalı hediyelere boğarak örtmeye çalışması buna zemin oluşturan nedenlerdendir. Oysa hediyelerle mutlu edilmek istenen çocuğun asıl ihtiyacı olan şey, ebeveynleriyle kaliteli zaman geçirmektir. Çocuğunuzla mümkünse her gün kısa bir süreliğine de olsa oyunlar oynayın, hoplayıp zıplayın, halının üzerinde yuvarlanın, saçlarını dağıta dağıta gıdıklayın, öpün, sevin. Unutmayın çocuğun ona alınacak hediyelerle tatmin olmaya değil ilişkiye, sevmeye, sevildiğini iliklerine kadar hissetmeye ihtiyacı var. Mutlu bir hafta geçirmeniz dileğiyle...