Birey Eğitim Kurumları Eğitim Koordinatörü Ömer Rahmi Arıcı


ÇOCUKLARDA YALANCILIK


Yalan, insanların doğru olmadığını bildiği bir şeyi, aldatmak, örtbas etmek amacıyla söylemesidir. Yalan söylemek toplum tarafından ayıplanan bir davranış olduğu gibi doğruyu söylemek toplum tarafından kabul gören bir davranıştır. Bu yüzden çocuğun gerçek ile gerçek olmayan davranış arasındaki farkı öğrenmesi önem taşımaktadır.  Altı yaşından küçük çocuklar, gerçekle hayali birbirinden ayırt edemedikleri için bu yaşa kadar söylenen yalanlar davranış bozukluğu olarak düşünülmez. Evde yalnız başına evcilik oynarken boş koltuklarda misafir varmış gibi onlarla konuşan, ?Kiminle oynuyorsun? sorusuna ?Arkadaşlarım var bak onlarla oynuyorum? diyen dört yaşındaki bir çocuk hayali oyunlar oynar ve hayali yalanlar söyler. Bu, onun gelişimsel özelliğidir. Okul öncesi dönemde henüz hayal ve gerçeği birbirinden ayıracak olgunluğa ulaşmadıkları için çocuğun her söylediği yalan olarak değerlendirilmemelidir.

Çocukların konuşmalarında abartma ve hayal çoktur. Örneğin; ?Babam bize havuzlu bir ev aldı? diye övünen bir çocuğu dinleyen diğer çocuklardan biri ?bizimde kocaman arabamız var?, öteki de ?benim babam dünyanın en güçlü babasıdır? diyebilir.

Çocukları yalana iten, çoğunlukla anne-babanın yanlış tutumlarıdır. Çocuk küçükte olsa, anne-babasının yalanlarına çok duyarlıdır. Kandırılmayı kolay affetmez. Örneğin; ?hadi seni parka götürüyorum? diye doktora götürülen bir çocuk anne-babasına çok kızar ve onlara olan güveni azalır.

Anne-babayı örnek alan çocuğa, babasının telefonda konuşmak istemediği birine kendisi için ?Evde yok? dedirtmesi ya da annesinin saçının şeklini hiç beğenmediği arkadaşına sürekli ?Çok güzel olmuşsun, bu saç sana çok yakışmış? gören çocuğun yalanı normal bir davranış olarak benimsemesine neden olabilir.

Özellikle anne, çocuğunu kendi yalanlarına ortak ederek onda yalanın alışkanlık hâline gelmesine neden olabilir. ?Akşam babana güne gittiğimizi sakın söyleme, sorarsa hasta ziyaretine gittiğimizi söyleriz.? Gibi yalanlar zaman zaman durum çocuğun annesine karşı kullanabileceği bir koz hâline de dönüşebilir. Çocuklar aynı zamanda, cezadan ya da yapmaları gereken işlerden kaçmak için de yalan söyleyebilir. Hatalı davranışı yetişkinlerden gizlemek, kendisini suçsuz göstermek için gerçekleri bilerek çarpıtmak en sık rastlanan yalancılık türleridir.

Aşırı baskılı, anlayışsız bir ortamda büyüyen çocuk sonuçlarından korktuğu olaylar hakkında yalan söyleyebilir. Örneğin, okul dışında evden çıkmasına izin verilmeyen çocuk okul çıkışı tüm arkadaşları ile gittiği kısa bir geziyi ?Dersimiz bugün uzun sürdü, öğretmen yazılıya çalıştırdı? diyerek geçiştirmeye çalışabilir. Beklenti düzeyi yüksek olan aileler de büyüyen çocukların da yalana çok sık başvurdukları görülmüştür.

Bazı çocuklar da o kadar çok yalan söyler ki bu yalanlarına kendisi de inanmaya başlar ve gerçekle yalanı birbirinden ayıramayacak duruma gelir. Ergenlik çağındaki bir genç, arkadaşlarına kendini kabul ettirmek, onların gözünden düşmemek için zaman zaman yalana başvurabilir.

Neler Yapılabilir?

Yalanı ortadan kaldırabilmek için anne-babaya çok önemli görevler düşmektedir. Öncelikle anne-baba yalan söylemeyerek çocuğa doğru model olmalıdırlar. Yalana tanık olan çocuk, doğruluk ve dürüstlükle tanışmakta zorluk çekecektir. Anne-baba-çocuk arasında güvene dayalı, sıcak, hoşgörülü, dürüst ilişkiler kurulmalıdır. Çocuğu korkutarak, eleştirerek, utandırarak eğitmeyi düşünmekten kaçınılmalıdır. Anne-baba ve eğitimciler çocukla ilgili beklentilerinde gerçekçi olmalıdırlar. Çocukları diğer çocuklarla kıyaslamamalıdırlar.

Çocuğun yanlış bir şey yaptığından emin olan anne-baba bunu doğrudan söylemelidir. Onun itiraf etmesi için zorlanması yalana neden olabilir. Cezalandırmak özellikle de bedensel ceza uygulamak yalanı ortadan kaldırmak için etkili olmaz, daha çok anne-baba çocuk-arasındaki ilişkiyi zedeler.

Çocuğu yalana sürükleyen nedenler araştırılarak buna uygun çözüm yolları oluşturmak gerekir. Örneğin, arkadaşları ile pikniğe gitmek istemeyen bir çocuğa, özür bulması için yardımcı olmak yerine, gitmek istememesinin nedenlerini araştırıp, çocuğun duygularına önem veren bir çözüm yolu bulmaya çalışılmalıdır.

Ailesi ve çevresi ile ilişkileri zayıf olan çocuklar yalana daha sık başvururlar. Aileler çocuklarını olduğu gibi kabul etmeli, onları desteklemeli, çocukla ilişkilerinde tutarlı davranışlar göstermeli, baskı ortamı oluşturmaktan uzak durmalıdırlar.