Hadi Önal


DEPREM-KORONA-SAHİPSİZLİK

“Allah korudu bizi, deprem çok değil iki üç saniye daha devam etseydi şu an ağır hasarlı binalar çökecek ve can kaybı belki de yüz bini aşacaktı.”


“Allah korudu bizi, deprem çok değil iki üç saniye daha devam etseydi şu an ağır hasarlı binalar çökecek ve can kaybı belki de yüz bini aşacaktı.”, dediğimiz “Elazığ Depremi’nin” üzerinden altı ay geçti.  Direndi Elazığ, bir yanda soğuk, diğer yanda umut… Sabretti; acıya, evsizliğe, soğuğa, yokluğa, yoksulluğa ve vefasızlığa… Ardından bütün dünyayı derinden etkileyen Koronavirüs illeti geldi. Depremde “çık dışarı evinden” demişlerdi, Koronayla birlikte, “gir içeri”, “evde kal Elazığ” dediler. Ona da “eyvallah!”, dedi.

24 Ocak Elazığ Depremi’nin hemen akabinde koşup gelmişti devlet. Depremzedeler, yanı başlarında devleti bulmanın özgüvenini hissetmişlerdi yüreklerinde. Yaralarından akan kan durdurulmuştu. Depremin korkusu ile birlikte soğuğu ve acıyı birlikte yaşayan Elazığ’a gelen üç bakanın verdiği sözle umuda merdiven dayanmıştı.

Ve aradan koskoca altı ay geçti. Depremde ve deprem sonrası ağır hasarlı evlerin bir kısmının yıkılması ile şimdilerde şehir koca bir harabeye... Devlet, verdiği sözlerle vatandaş nezdindeki güvenini her geçen gün kaybetti, kaybetmeye de devam ediyor. Elazığ bir defa daha sahipsizliğine, çaresizliğine, yalnızlığına, kadersizliğine ağlıyor.

Bilirsiniz; vatanına, milletine, bayrağına, dinine, devletine yürekten bağlı yiğitlerin yaşadığı illerimizden biridir Elazığ. Gelin görün ki bu mütedeyyin insanlar dahi sabrın sonuna gelmiş olacaklar ki 4 Haziran 2020’de Rüstempaşa ve Mustafapaşa’da bir araya gelerek mağduriyetlerini dile getirdiler. Aradan altı ay geçmesine rağmen mahallelerinde herhangi bir çalışma yapılmadığını hatta dertlerini dinleyecek bir merci bulamadıklarından yakındılar.

Mustafapaşa ile Rüstempaşa mahalleleri böyle de diğerleri farklı mı?  Dedim ya Elazığ şimdilerde kocaman bir harabe. İçi acıyor insanın. Geçen kışı, dışarıda yaşayan Elazığ, yeni bir kışı daha dışarıda yaşamak istemiyor. Devlet adına bakanlarının verdikleri sözleri yerine getirmelerini bekliyor.

Bilindiği üzere Elazığ Depremi’nin merkez üssü Sivrice ilçesi idi. Zamanında Elazığ’ın o olmazsa Sivrice’nin afet bölgesi ilan edilmesi gereğini vurguladık. Örnekler verdik, feryat ettik. Bu yöremiz insanlarının mağduriyetlerinin devlet tarafından karşılanmasını istedik. Fay hattı üzerindeki bu yerin zeminini iyi etüt edilmesi, zemini ileride yaşanacak depremlere dayanabilecek bir başka alanda ilçenin yeniden inşa edilmesini istedik. Şimdi Sivrice’de yerinde ve yeni baştan inşa edilmek isteniyor. Elbette turizm merkezi olan Sivrice’nin yeni bir yüze kavuşması arzumuzdur. Ancak bu gerçekleştirilirken ilçe halkının mağduriyetine sebep olabilecek rant odaklı müteahhit firmalara fırsat verilmemelidir. Devlet, yeni yapılanmanın her aşamasında varlığını hissettirmelidir.

Maden ilçemizin derdi bir başka… Rant uğruna bu tarihi ilçemizi yerinden etmek isteyenlerin iştahının kabarıklılığı korkutuyor insanı.

Korona virüs illeti müsaade ederse “Eylül başında” okullar açılacak. İyi de yıkılan okulların temelleri atılmadı daha.“Ne gerek var okula, otursun evinde çocuklar!” deniyorsa ona sözümüz olmaz. Ancak, fazla değil bir buçuk ay sonra ne olacak bu çocukların hali? Tepiş tepiş okul üstüne okul yükler götürürüz bu işi mantığının ne eğitim-öğretimde ne de pedagojide yeri yoktur.

Öğrenciler öyle de öğretmenlerin durumu farklı mı? Öğretmenlerin bir “öğretmen evleri” vardı o da ellerinden alındı. Sahi ne olacak “Öğretmen Evi’nin durumu? Mehmet Akif Ersoy Lisesi yıkıldı. Elazığ Belediyesi bu binanın yerine park, parkın altına da otopark yapmayı planlıyormuş. Güzel hoş da Elazığ’ın simgesi olan yıllarca Kız Öğretmen Okulu ve Öğretmen evi olarak hizmet veren tarihi bina ne olacak?  Görüştüğüm öğretmen arkadaşlar, bu binanın ve bahçesinin yine öğretmen evi olarak hizmet vermesini istiyorlar. Binanın batı cephesinde yapılacak ek bir yapı öğretmen evi ihtiyacını tümüyle karşılar.

Gördüğünüz gibi Elazığ dertli. Sivrice dertli, Maden dertli, diğer ilçelerimiz dertli…

Elazığ, sürekli göç veriyor. Bu göçe dur denilmeli. İktidar vekillerinden vazgeçtik de yeni Valimiz Sayın Erkaya Yırık Bey, Şehrin Şehr-ül Emini Sayın Şahin Şerifoğulları biz bu şehrin sahibi olacağız diyorlarsa epeyce yorulacaklar.  Biz; inşallah sahiplenirler diyor, umuyor, bekliyor ve istiyoruz. Bu şehre hizmet edenden Allah razı olsun. Allah, Elazığ’ımızı, Sivrice’mizi ve Maden’imizi ve diğer ilçelerimizi rant kapısı olarak gören cepçi siyasetçilerin de şerrinden korusun.