Birey Eğitim Kurumları Eğitim Koordinatörü Ömer Rahmi Arıcı


MUTSUZ NESİLLER YETİŞTİRME SANATI


Son yıllarda mutluluğa karşı farklı bir duyarlılık geliştirmeye başladık gibi. Mutluluğu hiç olmadık yerlerde aramak, içindeki eksikliği para, mal, mülk, mevki elde ederek kapatmaya çalışmak ama yine de tatminsizlik duygusundan kurtulamamak? Hayattaki yegâne amacı mutlu olmakmış gibi çırpınıp duran ve fakat mutluluk arayışında çoğunlukla aradığını bulamayan modern insan, son olarak mutluluğu çocuğunu mutlu etmeye çalışarak bulmaya çalışıyor. Fakat izlenen yol benzer olunca sonuç çocukta da değişmiyor; ?mutsuzluk ve doyumsuzluk.?

Bu yazıda nasıl mutlu olunur üzerine ahkam kesmeye niyetim yok. Fakat doğal olarak mutlu olması gereken çocukların, biz yetişkinler eliyle nasıl mutsuz edildiğine dair bazı gözlemlerimi paylaşmak, bunun da ötesine geçerek anne babalar olarak çocuklarımızın doğasında var olan mutlu olma yeteneklerini (öldürmeden) geliştirme adına neler yapabileceğimizi veya neleri yapmamamız gerektiği üzerinde durmak istiyorum.

Bugüne dek çok farklı şehirde görev yapmış bir öğretmen olarak kişisel izlenimim, öğrencilerdeki mutluluk düzeyinin ilkokul birinci sınıftan başlayarak liseye doğru kademeli bir şekilde azaldığı yönündedir. Bu duruma neden olan toplumsal veya bireysel birçok faktörden söz edilebilir elbet. Fakat bana göre en önemlilerinden biri, çocukların istek ve taleplerini yönetmede ebeveynlerin sergiledikleri yanlış yaklaşımlardır.

?Hocam, Bu Çocuk Çok Doyumsuz?

Çocuklar, küçük yaştan itibaren ebeveynleri tarafından, ihtiyaçlarının karşılamasını beklerler. Küçük yaş çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak nispeten daha kolaydır çünkü istekler küçüktür ve aile tarafından rahatlıkla karşılanabilir. Bununla birlikte çocuk büyümeye başladıkça istekler de büyür ve bu istekler sınırsız bir şekilde karşılandıkça aileyi zorlar, çocuğu da mutsuz ve doyumsuz bir bireye dönüştürür.

 Maalesef kimi ebeveyn, çocukluk yıllarından anımsadıkları bazı eksiklikleri kendi çocuklarına yaşatmamak adına ? ?çocuğum hiçbir şeyden mahrum kalmasın? ? çocuğun bütün isteklerini anında yerine getirmeye çalışmak gibi sonu belirsiz bir yola girebiliyorlar. Bazı ebeveynler ise çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için bu eksikliği çocuğu maddi nesnelere boğarak karşılamaya çalışırlar. Fakat araştırmalar bize gösteriyor ki kendisine sınır ve kural konmayan, ?Hayır? denmeyen, her istediği anında yerine getirilen çocuk, narsistik kişilik özellikleri geliştirmekte ve tatminsiz olmaktadır. Ayrıca ?Çocuğum mutlu olsun? diyerek, evdeki kuralları daha çok çocuğun belirlemesine izin veren aşırı tavizkâr ailelerde yetişen çocuklar daha bencil ve mutsuz olmaktadır.

Önemli bir konu olduğunu düşündüğüm bu konuya haftaya da devam etmek üzere nokta koymak istiyorum. Mutlu bir hafta geçirmeniz dileğiyle...